29 Temmuz 2009 Çarşamba

Seçimlerimiz bize mi ait?

İsrail'li ekonomi profesörü Dan Ariely, konuşmasında optik ilüzyonlardan yola çıkarak, seçimlerimizin gerçekten bizlere ait olup olmadığı olgusunu irdeliyor. Söyleşinin en çok ilgimi çeken kısmı Economist abonelik sayfası örneği oldu.

Söyleşinin tamamını aşağıda izleyebilirsiniz:

Twitter arka planını değiştirme

Twitter hesabınızla farklılaşabilmek için, Twitter'ın halihazırda sunduğu arka plan alternatifleri dışında markanıza veya kendinize özel bir tasarım yapmak sandığınızdan çok daha kolay. İhtiyacınız olan şeyler sadece biraz hayalgücü ve Microsoft Powerpoint.

Evet, sadece Powerpoint kullanarak istediğiniz tasarıma sahip olabilir, markanızı ve kendinizi mevcut ve potansiyel takipçilerinize daha renkli bir şekilde tanıtabilirsiniz. Sonuca ulaşmak için gerekli adımları aşağıda listeliyorum:
  1. Öncelikle buraya tıklayarak ilgili Powerpoint template'ini indirin.
  2. Template üzerinde Twitter'daki ilgili alanların tümü belirtilmiş durumda. Powerpoint becerilerinizle, arka planı dilediğiniz gibi şekillendirebilirsiniz.
  3. Powerpoint'te "Save As" opsiyonu ile yapmış olduğunuz tasarımı jpeg olarak kaydedin.
  4. Kaydettiğiniz jpeg'i, çözünürlüğü ile oynayabileceğiniz herhangi bir programda açın. Benim için en kolay seçenek MS Office Picture Viewer.
  5. Tasarınızın çözünürlüğünü 1920*1200 olarak ayarlayın.
  6. Twitter'da Settings -> Design -> Change Background Image ile açılan alanda tasarımınızı yükleyin ve kaydedin.
  7. Eğer sayfaya istediğiniz gibi oturmazsa, birkaç deneme ile sizin için en optimum çözüme ulaşabilirsiniz.
Yukarıda anlattıklarım Twitter arka planınızı değiştirmek için uygulayabileceğiniz en basit çözümlerden biri. Yeterli Photoshop bilgisine sahipseniz veya bir interaktif ajans ile çalışıyorsanız, çok daha yaratıcı tasarımlar uygulayabilirsiniz.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

E-mail Marketing ve Twitter

Geçtiğimiz günlerde kampanya (veya newletter) e-postalarının tweetlenmesi ile ilgili (şu anda nerde olduğunu hatırlamadığım bir yerde) bir yazı okudum. Çok kısa adımlarla, şirketinize ait herhangi bir newsletter'ı takipçilerinizle nasıl paylaşabileceğinizi aşağıda özetliyorum:
  1. Twitter için şirketinizde, twitter@sirketim.com şeklinde bir e-posta hesabı oluşturun.
  2. Bu hesaba gönderilen e-postaların, sizin "gelen kutunuza" düşeceği şekilde hesaplarınızı ayarlayın.
  3. E-posta'da yer alan "tarayıcıda görüntüle" (vs.) linkine tıklayın.
  4. Twitter'ın sunmuş olduğu 140 karakter limitinden maksimum fayda sağlayabilmek için, tarayıcıda çıkan adresi bit.ly ile kısaltın. (Dilerseniz tinyurl de kullanabilirsiniz ama bit.ly'nin tracking opsiyonu bana daha faydalı geliyor)
  5. Kısaltılmış adresi, başına kısa bir bilgi metni ekleyerek (Ağustos, 2009 - Yeni ürünler, indirimler vs.) tweet'leyin.
Twitter ile e-posta adresine sahip olmadığınız takipçilerinizi de şirketinizle ilgili haberlerden, kampanyalardan, yeni ürünlerden kolaylıkla haberdar edebilirsiniz...

Sonraki yazılarda Twitter'ı nasıl e-postalarınıza entegre edebileceğiniz hakkında bilgilerimi paylaşacağım.

24 Temmuz 2009 Cuma

'Twitter' ve ekonomi

Uğur Gürses, Radikal Gazetesi'ndeki yazısında Twitter'dan bahsetmiş. Yazısında belirttiği üzere ünlü ekonomi profesörü Roubini de cikleyenlerden. Aşağıdaki linkten ilgili yazıyı okuyabilirsiniz:
http://tinyurl.com/m44v9v


Medyanın, 'paparazzi' olmayan yönünün de ilgisini çekebileceğini düşünüyorum. Zaman Gazetesi de bir süredir web sayfasında okuyucularını Twitter'a çekmeye çalışıyor.

http://twitter.com/zamancomtr hesabından yayın yapan Zaman Gazetesi'nin 573 takipçisi bulunuyor. Zaman'ın web sayfasını takip eden internet kullanıcılarına kıyasla düşük bir rakam gibi... Bunun en büyük sebebi, Twitter hesaplarından sadece, halihazırda web sayfalarında bulunan haberlerin başlık ve linklerini veriyor olmaları...

16 Temmuz 2009 Perşembe

'Cik'leyebilen Markalar

Birçok tanınmış ve büyük marka çoktan Twitter hesaplarını oluşturdu ve öyle yada böyle bir şekilde müşterileriyle 'etkileşim' içerisine girdi. Bazı markalar Twitter'ı sadece reklam ve tek taraflı iletişim için kullanıyor, birçoğu "ben de varım" demekten ötemeye gidemiyor. Diğerleri ise (en azından benim başarılı bulduklarım) marka benliklerini ikinci planda, müşterilerini ise ön planda tutarak, sosyal ağ iletişimlerini layıkıyla yerine getiriyorlar. Şimdi bu markalardan ve Twitter üzerindeki iletişim stratejilerden bazı örnekler inceleyeceğiz.

HONDA
Official Twitter Hesabı http://twitter.com/Alicia_at_Honda
Following 2,895
Follower 4,855
Honda'nın Twitter hesabının arkasında, şirketin Amerika departmanında Kurumsal İletişim biriminde çalışan Alicia Jones var. Tweeter hesabı işinin sadece küçük bir parçası. Sadece yeni arabaları, kampanyaları Tweetlemek yerine, tüm kullanıcıların özellikle Honda'nın muhteşem robotu ASIMO hakkındaki sorularını içtenlikle yanıtlıyor.

Ashton Kutcher
Official Twitter Hesabı http://twitter.com/aplusk
Following 187
Follower 2,897,493
Ashton Kutcher, TwitDir 'e göre Twitter'ın en popüler kişisel markası. Kendisini takip eden bu kadar çok kişinin olmasının tek sebebi "celebrity" olması değil. Ashton Twitter vasıtasıyla hayranlarıyla etkileşim kuruyor. Onların seviyesine iniyor, sorular soruyor, cevaplar veriyor ve en önemlisi gerçek kimliğinden sıyrılarak cik'liyor. Ashton ile bir kez daha anlıyoruz ki samimiyet sosyal medyada kazandırıyor.

Hyatt Concierge
Official Twitter Hesabı http://twitter.com/HyattConcierge
Following 4,971
Follower 4,905
Hyatt, Twitter ile 24 saat online 'help desk' hizmeti sunuyor. Bu hesap üzerinden müşteriler hem memnuniyetlerini ve şikayetlerini iletiyorlar, hem de sorularına yanıt buluyorlar. Hyatt'ı farklı kılan, "You're More Than Welcome" felsefeleriyle müşterilerin ihtiyaçlarına odaklanıyor olmaları. Dinlemek sosyal medyada kazandırıyor.

Twitter'daki başarılı uygulamaları çoğaltmak mümkün. Mesela NYPD 24 saat boyunca Twitter hesabından şehir sakinlerine destek oluyor, kayıp ve suç ilanlarını paylaşıyor. Dell'in Twitter üzerinde bir outlet mağazası var ve çok uygun fiyatlarla ürünlerini satıyor. Eminim Türkiye'de de kullanıcıların artmasıyla beraber başarılı hesaplar oluşacaktır.

Akılda tutulması gereken tek şey kullanıcılar ile marka platformunda değil, onların seviyesinde ve ihtiyaçlarına uygun etkileşim kurabilmek...

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Dünyayı 'cik'leten ağ, Twitter

Twitter, 2006 yılında Jack Dorsay tarafından geliştirilen ve popülaritesi günden güne artan bir microblog sayfası. Şubat 2009 Nielsen verilerine göre, aylık %1382 büyüme oranıyla da en hızlı büyüyen web sitesi olma tahtında.

Microblog'lar en temel tanımıyla, kullanıcıların "özet" mesajlar paylaşması için yapılandırılan sistemler olarak biliniyor. Twitter ile 140 karakterlik metin mesajları paylaşmak mümkün. Spesifik olarak Twitter veya diğer mikroblog özellikli sayfalar üzerinden olmasa da, aslında bu yapıya bir çoğumuz Facebook'un "durum güncellemeleri" vasıtasıyla alışkınız. Hatta Twitter'ın büyüme hızından etkilenen Facebook, kullanıcı anasayfasını, Twitter'a çok benzeyen, fakat daha görsel bir arayüzle değiştirdi.

Geçtiğimiz günlerde karşılaştığım bir veriye göre Twitter'a bir kez girip veya kaydolup, "ben bundan bir şey anlamadım" diye bir daha uğramayan kullanıcıların dünyadaki oranı yaklaşık %60 civarında. Dolayısıyla Twitter'ın yeni kullanıcı bazındaki büyüme oranı yüksek gibi görünse de kullanım oranı için aynısını söyleyemeyeceğim. Özellikle Türkiye'de bu oran çok daha düşük gibi gözüküyor. Yaklaşık 20 adet Türk takipçimin (follower) haftalık update sayısı 10'u geçmiyor. Fakat bu Twitter'ın geleceğimizi (ve hatta bugünümüzü) etkileyecek olması gerçeğini değiştirmiyor. Türkiye'de özellikle 2008 Amerikan seçimleri ve sonrasında İran'daki ayaklanma ile adından daha sık sözettiren Twitter, yakın zamanda birçok cinteraktif uygulama ile vazgeçilmezlerimiz arasında yerini alabilir.

Twitter anasayfasında, takip etmekte olduğumuz kullanıcıların durum güncellemelerini görebiliyoruz. Ayrıca soldaki menü yardımıyla Twitter'daki trendy başlıklara ulaşmak mümkün. Herhangi bir haber henüz dünya basınında yerini bulmadan, Twitter'ın trendy başlıkları arasına girebiliyor. Bu da bize Twitter'ın "realtime" fonksiyonunun değerini gösteriyor. Bundan sonra haberleri, alıştığımız medya kanallarından değil, 'uçan kuş'tan alacakmışız gibi görünüyor.

Twitter ve mikrobloglar ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek isteyenler için ilgili wiki sayfalarını okumalarını önerebilirim. Bundan sonraki yazımda Twitter'ın pazarlama açısından kullanım alanlarından ve çeşitli Twitter fonksiyonlarından bahsedeceğim.

2 Temmuz 2009 Perşembe

Başlarken...

Blog'uma başlamadan önce sizlere kısaca "çılgın dansçı" Andy'den bahsetmek istiyorum. Andy, Britain's Got Talent 2009 programına katılan bir elektrik teknikeri. Kendisi 60 yaşında, yeteneğinin ise dansetmek olduğunu söylüyor. Devam etmeden önce Andy'nin şovuna bir göz atalım.




Şimdi, birçoğumuza göre Andy bariz "saçmalıyor". Hatta bizde de benzeri vardı bunun diyorsunuz (bkz. Ajdar). Fakat Andy'nin içtenliği, dansederken(?) suratındaki masumiyet ve bunu hissedip Andy'e katılan diğer insanlar, bana bu blog için cesaret ve ilham verdiler.

İnanmak, başarmanın %99'udur.

Bu blogda yazılanları Andy'e ve onun çılgın dansına ithaf ediyorum.